Kil Su ile Yumuşar mı?
Kayseri’deki o kasvetli kış akşamlarından biriydi. Sokağa, cama vuran yağmur tınıları dışında, her şey sessizdi. Gecenin karanlığında bir şey vardı; belki de ben… İçimdeki duygular, kırık dökük bir şekilde sabırsızca yüzeye çıkmaya çalışıyordu. Tam da o an, annem bir gün daha önce bana bahsettiği, “Kil su ile yumuşar mı?” sorusunu hatırlattı. Anlatacak çok şey vardı ama önce o soruyu anlamalıydım.
—
Bir Buzdan Hepsi…
Geceyi aydınlatan tek şey, evin içinde yanıp sönen lambanın zayıf ışığıydı. Hemen hemen her şey kararmış, sadece annemin mutfakta sesleri duyuluyordu. O kadar sessizdi ki, bazen kendi nefesimi bile duyabiliyordum. İçimde o kadar çok soru, o kadar çok belirsizlik vardı ki, “Kil su ile yumuşar mı?” sorusu başka bir şeye dönüşmeye başladı.
Bunu söyleyen kişi annemdi. Gözlerinde yılların izleri var, ama hep güçlüydü. Hem annem hem de hayat öğretmenimdi. Geçmişin o karanlık köşelerinden, küçük ama anlamlı dersler çıkaran kadındı. Bu sefer sanki bir şey anlatmaya çalışıyordu. Ben de bir anlam aradım; hem meraklıydım, hem de biraz hayal kırıklığına uğramıştım. Kendi duygularımda kaybolmuşken, bu soruyla karşılaşmak… Çok garip bir duygu.
İçimde kopan fırtınaların, yaralı kalbimin yankıları arasında, bu soruyu anlamaya çalışıyordum. Belki de annemin bu kadar sessiz bir şekilde söylemesinin nedeni, benim hislerimi fark etmiş olmasıydı. Biliyordum, annem bana bazen gözleriyle anlatırdı her şeyi. Ama ben, belki de biraz daha fazla merak ediyordum.
—
Bir Yumuşama Arayışı
Sokağın köşesindeki parkta, birkaç gün önce gözlemlediğim bir çocuk vardı. Yanında büyük bir tasla kil vardı, suyla karıştırıyordu. O kadar basit bir şeydi ki… Ama gözlerindeki o sakinlik, sanki bir şeyi değiştirme gücü taşır gibiydi. Düşüncelerime daldım. Belki de kil suyla karıştırıldığında yumuşar, ama insan ruhu… Gerçekten yumuşar mı? Bu soruyu anneme sordum ama sesim biraz titredi. O an hissettiğim şeyin adı tam olarak belirsizdi. Bir hayal kırıklığı, belki de kırılma anı… Hayatımda her şey çok hızlı bir şekilde geçiyor gibi hissediyordum. Ama bir parçam, bir şeylerin bu kadar kolayca kırılmasına, suyla, kilin birleşmesinin gücüne inanmak istiyordu.
Kil, soğuk bir maddenin içsel dönüşümünü simgeliyordu. Benim gibi. Bir şekilde, suyla birleşmeye ihtiyaç duyan ve sonunda yumuşayan bir maddeydi. Ama öte yandan, bir insanın duygusal hali nasıl değişir? Herkesin sırtında taşıdığı o yükleri düşündüm. Kimileri sevgiyle, kimileri acıyla şekillenirken, bir parça suyun ne kadar etkili olabileceğini sorgulamaya başladım.
İçimdeki kırgınlıklar, gözlerimdeki bulanıklıkla birleştiğinde, hayata ve her şeye yeniden yaklaşmak zorlaştı. Kendimi savunmasız hissediyordum. “Kil su ile yumuşar mı?” sorusu da tam olarak bununla ilgiliydi. Bir insanın kalbi, bir duygu ne kadar sertleşirse, su ne kadar yumuşatabilirdi?
—
Yumuşama ve Başlangıç
Bir sabah, o karanlık düşüncelerin içinden çıkıp, annemin bana fısıldadığı cümleyi hatırladım: “Her şeyin bir yolu vardır, her şeyin bir yumuşama şekli.” O an, içimdeki buz parçalarının eridiğini hissediyorum. Her şeyin bir çözümü olduğunu düşünmek, her şeyin yeniden başlayabileceğini hatırlatıyor bana. Belki de gerçekten kil su ile yumuşar. Bu küçük ama derin anlamlı cümleyi kabullenirken, ruhumda bir tür rahatlama başladı. Bunu fark etmek zor oldu ama bir yerlerde, bir şeylerin değiştiğini hissedebiliyordum.
Kendime, “Bu kadar sert olmanın ne anlamı var?” diye sordum. Gerçekten yumuşamam gerekiyor muydu? Yoksa yumuşamanın ardında başka bir güç mü vardı? Bilmiyorum. Ama bir şekilde, kelimeler yumuşadı ve hissedebilmenin, hissettikçe kendini bırakmanın gücünü hissettim.
—
Kil Su ile Yumuşar mı?
Kil suyla birleştiğinde yumuşar, evet… Ama ben, duygularımı suya karıştırmadan önce kendimi anlamaya başladım. Çünkü yumuşamak, sadece dışarıdan gelen bir etkiden ibaret değildir. Her birimiz, içsel bir dönüşüm yaşarız. Yumuşamak, kendini affetmek, gücenmiş olsan da gücünü bulmaktır.
Bazen öyle anlar gelir ki, hayal kırıklıklarının arkasında, bıçak sırtındaki o kırılgan anlarda… O an, tıpkı kilin su ile birleştiği gibi, içsel bir kayış yaşarsınız. Ama bunu yalnızca zaman, sabır ve anlayışla elde edersiniz. Her kırık parça, bir dönüşüme, bir yumuşamaya davet eder.
O gün, Kayseri’nin sokağında, o günahkar yağmurun yağdığı akşamda, bir şeylerin değiştiğini hissettim. Kendimi bıraktım. Kil suyla birleşiyor, yumuşuyor. Ama insan, belki de içindeki hüzünle, kırıklarla ve acılarla daha çok şekillenir.
Beni hatırlayın, çünkü ben de zamanla, yavaşça ama kararlı bir şekilde, kendimle barıştım. Kil su ile yumuşar mı? Evet. Ama kalp, zamanla, sabırla, kendini kabul etmeyle, en sonunda gerçekten yumuşar.
—
Sonuç: Gerçek Yumuşama
İçsel kırılmalar yaşarken, duyguların da tıpkı kil gibi yumuşaması gerektiğini anladım. Kil suyla birleşip yumuşarken, insanlar da duygusal bağlarını kabul edip, kırılganlıklarıyla barışarak yumuşarlar. Hayat belki de tam da bu anlarda, en derin anlamını buluyor. Kil su ile yumuşar mı? Sorusu, belki de bu kadar derin bir sorunun cevabıdır. Gerçek yumuşama, suyun değil, kalbin gücüdür.